Uluslararası bir çalışmanın sonuçları, 220 milyon yıl önce kaplumbağaların evlerini sırtlarında taşımadığını ortaya koydu.

Nature dergisinde yayınlanan araştırmanın sonuçları, söz konusu dönemdeki kaplumbağaların kabukları ve vücut gelişimleri hakkında önemli bilgiler verdi.

Çin’in güneybatısında, bugüne kadar bulunan en ilkel tür olarak değerlendirilen ve “Odontochelys semistestacea” adı verilen bu türe ait fosiller, bu hayvanların önceleri sırtlarında kabuk yerine kaburga kemiği bulunduğunu, buna karşılık vücutlarının karın tarafında, günümüz kaplumbağalarınınkine benzer plastronların olduğunu gösterdi.

Kanada Doğa Müzesi paleontologlarından Profesör Xiao-chun Wu, fosillerin incelenmesinin kaplumbağaların kabuklarının kaburga kemiği ve omurilikten gelişerek oluştuğu tezini doğruladığını söyledi.

Çin, Kanada ve ABD’den araştırmacılardan oluşan ekibin başındaki Xiao-chun Wu, bu oluşum sürecinin günümüzdeki genç kaplumbağaların geçirdiği süreçle aynı olduğunu belirtti.

.


Temel Özellikleri

Alman çoban Köpeği, Alsatian diye de tanınır. Gösterişli, dengeli ve çok güçlü bir köpektir. Kararlı, vefalı, efendisi ve çocuklara karşı sevgi duyan, öteki hayvanlara karşı hoşgörülü, yabancılara karşı uyanık ve kolay eğitilebilir bir ırktır.

 

 

Neler Yapar?

Çoğunlukla iş köpeği olarak kullanılan Alman çoban köpeği korkusuz, dikkatli ve zekidir. Cesur, neşeli, itaatkar ve öğrenmeye heveslidir. İnanılmaz sadakati ve cesareti ile tanınır.

Kendinden emin bir sukünete sahiptir; ancak asla düşmanca değildir. çok yüksek öğrenme kapasitesi vardır. Alman çoban köpekleri aileleri ile birlikte olmaktan büyük keyif alırlar; ancak yabancılara karşı mesafelidirler. Bu ırk ailesiyle olmaya gereksinim duyar ve uzun süre yalnız bırakılmak istemez.

Sadece gerektiğinde havlar. Alman çoban köpeklerinin oldukça gelişmiş koruma güdüleri vardır, bu nedenle aşırı korumacı olmaması için dikkatle ve özenle diğer insan ve hayvanlarla genç yaşta sosyalleştirilmelidir. İnsana karşı sergilenen saldırganlık dikkatsiz üretim ve eğitim nedeniyledir. Dikkatli üretilmiş ve eğitilmiş dengeli bir köpek diğer ev hayvanları, çocuklarla ve ailesiyle güvenilirdir.

Erken yaşta itaat eğitimine başlanmalıdır. Alman çoban köpeğini doğru üreticiden almak çok önemlidir. Bazıları çekingen ve huysuzdur. Bu karakterdeki köpeklerin korku nedenli ısırmaya eğilimi vardır. Yavrunun ailesini iyi incelemek gerekir. Cezaya dayalı bir eğitim bu köpeklerde başarıya ulaşmaz.

Irk o kadar zeki ve eğitilebilirliği öylesine yüksektir ki çoban köpekliği, koruma köpeği, polis ve asker köpeği, körler için rehber köpek, arama ve kurtarma köpekliğinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Alman çoban köpeği popüler bir aile ve show köpeğidir.

İlk kez sürülerin önderi olarak kullanılmıştır. Zekası ve sağlam karakteri nedeniyle savaş zamanında çeşitli görevlerde (ateş altında ve mayın tarlalarında mesaj taşır), ayrıca kurtarma köpeği (suda, dağda ya da yangında.) ve polis köpeği (eski bir izi bile sürebilir) olarak da kullanılmaktadır. Ancak Alman çoban Köpeği bekçi köpeği olarak eşsizdir, mükemmel refleksleri vardır ve çok çabuk saldırıya geçebilir. Kendisine verilen görevi daima iyi niyet ve çoşkuyla yerine getirir.

 

Kökeni

Alman çoban Köpeği'nin kökenine dair farklı teoriler vardır. Bir teoriye göre bu köpek Almanya'da var olan çeşitli çoban köpeklerinin çiftleşmesinden, bir başka teoriye göre de dişi çoban köpeklerinin kurtlarla çiftleşmesinden oluşmuştur.

Doğru yanıtın hangisi olduğu zamanla daha da belirsizleşmiştir. Ancak ilk Alman çoban köpeklerinin (uzun tüylü) 1882'de Hannover'de, kısa tüylü olan türünse 1889'da Berlin'de sergilendiği bilinmektedir

.

Resim:KINGCOBRA.jpg


Kral kobra (Ophiophagus hannah, Naja bungarus olarak da bilinir), dünyanın en uzun zehirli yılanı. Uzunluğu 5.6 metreye ve ağırlığı da 9 kilograma kadar çıkabilir. Bu tür Güneydoğu Asya'dan Hindistan'a kadar çok geniş bir yaşam alanına sahiptir. Kral kobranın cins ismi olan Ophiophagus "yılan yiyici" anlamına gelir. Bu yılanların diyetinde öncelikle, aralarında pitonların ve hatta kendi türünün daha küçük üyelerinin de bulunduğu, diğer yılanlar yer alır. Kral kobralar Hinduizmde yok oluşun ve yeniden oluşumun tanrısı Shiva'nın habercisi olarak görülür.

Kral kobranın zehiri nörotoksiktir (sinir zehiri) ve tek bir ısırıkta bulunan miktarı ile 20 insanı öldürebilecek güçtedir. Öldürücülük oranı %75'e kadar çıkabilir ancak ısırıkların büyük çoğunluğu öldürücü olmayan dozda zehir içerir.

Kral kobralar Elapidae ailesine aittir ve mercan yılanı (Micrurus), dikenli yılan (Acanthophis) ve kara mamba (Dendroaspis polylepis) ile birlikte elapidae ailesinin en iyi bilinen dört türünü oluşturur.

<****** type="text/**********">

 

Özellikleri

Kral kobra iri ve güçlü bir yılandır, ortalama olarak 3.6 ile 4 m arası uzunluğa ve yaklaşık 6 kg ağırlığa ulaşırlar. Erkek kobralar dişilerine göre daha büyük ve daha kalındır. Güney Tayland'ın Nakhon Sritamart Dağlarında fotoğraflanmış kobra 5.6 m ile vahşi yaşamda bu alandaki rekorun sahibidir. Daha büyük bir kobra Londra hayvanat bahçesindeydi, II.Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine uyutulan bu yılanın boyu 5.7 m olarak ölçüldü.Yine de türün tehdit altında olması sebebiyle kral kobraların bu uzunluklara ulaşması çok güçtür.

Derisi zeytin yeşili, güneş yanığı veya siyahtır, soluk yeşil renkli şeritler vücut boyunca uzanır. Karnın alt kısmı krem veya soluk sarı renktedir ve pulları düzgündür. Endonezya'da bulunan türler daha siyah veya koyu kahverengidir ayrıca daha incedir.. Çin'de bulunanlar çoğunlukla şeritlidir ve vücutları daha hantaldır. Yetişkin yılanın başı oldukça büyük ve ağır görünebilir buna rağmen bütün diğer yılanlar gibi onlar çenelerini genişleterek avlarını yutabilirler. Kral kobra proteroglyph bir diş yapsına sahiptir, ağzın ön tarafında zehir kanallarının bulunduğu iki küçük zehir dişi vardır. Türün yaşam süresi yaklaşık olarak yirmi yıldır ve her sene yaklaşık otuz santimetre kadar büyüyebilir.

 

Avlanma biçimi

Kral kobranın kafa yapısı
Kral kobranın kafa yapısı

Diğer yılanlarda olduğu gibi kral kobraların da havadaki kimyasal bilgiyi (koku) alan ve onu ağzın üst bölümünde bulunan Jacobson organına ileten çatallı dilleri vardır. Yılan potansiyel bir yemeğin kokusunu hissettiğinde, avının yönünü belirleyebilmek için dilini hızlıca hareket ettirmeye devam eder. Yılan ayrıca keskin görme yeteneğine (kral kobralar neredeyse 100 m uzaklıktaki hareket eden bir avın yerini algılayabilir), titreşimi algılamadaki zekasına  ve hassasiyetine güvenir.Zehirin enjekte edilmesinden sonra kral kobra avını yutmaya başlar, bu durumda zehirin etkisiyle avın sindirimi de başlamıştır. Kral kobralarda sabit çene kemikleri yoktur. Bunun yerine çene kemikleri aşırı dercede esnek bağlar ile birbirlerine bağlıdır, böylece alt çene kemiklerinin birbirinden bağımsız bir şekilde hareket edebilmesine olanak sağlanır. Bütün yılanlarda olduğu gibi kral kobralarda avını bütün olarak yutar. Çenesinin genişlemesi sayesinde kobra kafasından daha büyük avları kolayca yutabilir.

 

Diyet

Kral kobranın diyetinin büyük çoğunluğunu diğer yılanlar oluşturur. Diyet, piton gibi zehirli olmayan yılanları ve kraitler ve Hint kobralarının da dahil olduğu zehirli yılanları kapsar. Yiyeceğin seyrek olduğu zamanlarda kral kobralar, kertenkeleler, kuşlar ve kemirgenler gibi küçük omurgalılarla beslenebilir. Metabolizmalarının yavaşlığından dolayı kral kobralar büyük bir yemekten sonra aylarca avlanmadan yaşayabilir.

 

Savunma

Yetişikin bir erkek kral kobra
Yetişikin bir erkek kral kobra

Eğer bir kral kobra firavunfaresi gibi nörotoksine karşı direnç gösterebilen doğal yırtıcılardan biri ile karşılaşırsa genellikle kaçmayı dener. Eğer işe yaramaz ise kaburgalarını genişletip vücudunun üst kısmını düzleştirerek kendine özgü şeklini alır ve yüksek perdede tıslama sesi çıkarır, bazen ağzı kapalıyken saldırma numarası yapar. Bu gayretler genellikle işe yarar, özellikle kral kobranın diğer avlara oranla çok daha tehlikeli olduğu anlaşıldığında.

 

Deri değişimi

Bütün yılanlar gibi kral kobraların da derileri değişir. Deri değişimi yetişkinler için yılda altı kere yavrular için de ayda bir kere tekrarlanır. Derinin soyulmaya başlaması için kral kobralar pürüzlü yüzeylerde sürünerek değişim sürecini hızlandırırlar ayrıca eski kaşıntılı derini ayrılabilmesi için bol miktarda su içerler. Deri dökümü yılanın göz çevresini de kapsar bu durumda kral kobralar yaklaşık on gün yarı kör bir halde bulunur. Bu deri dökümüne rağmen yılanın pul sayısı ve onların düzeni bütün yaşam boyunca hep aynı kalır.

 

Zehir

Kral kobra zehirinin büyük bölümü proteinlerden ve polipeptitlerden oluşur. Zehir hayvanın gözlerinin hemen arkasında bulunan tükürük bezlerinde (diğer zehirli sürüngenlerde de olduğu gibi) oluşturulur. Yılan avını ısırdığında 8-10 mm olan dişleri ile yaradan içeri zehir enjekte eder. Kral kobranın zehiri Hint kobrası gibi bazı diğer zehirli yılanlara göre daha az toksiktir, buna rağmen büyüklüğü sayesinde diğerler yılanların büyük bölümüne oranla daha fazla zehir enjekte edebilir. Bir kral kobranın sebep olduğu ısırık büyük bir asya filini eğer gövdesinden ısırılmış ise üç saat içinde öldürebilir.

Kral kobranın zehiri öncelikli olarak nörotoksiktir, böylelikle kurabanın merkezi sinir sistemine saldırır ve çabucak şiddetli bir acıya, bulanık görüş, vertigo, uyku hali ve felce sebep olur. İlerleyen dakikalarda, kardiyovasküler çöküş meydana gelir ve kurban komaya girer. Sonrasında solunum yetmezliği ile birlikte ölüm meydana gelir. Özellikle kral kobra ısırıklarına müdehale edebilebilmesi için yapılmış iki çeşit panzehir vardır. Bunlardan birini Tayland Kızılhaç'ı biğerini Hindistan Merkezi Araştırma Enstitüsü imal eder, ancak her iki panzehir de düşük sayılarda üretildiği için geniş ölçüde yeterli değildir.

Korkunç şöhretlerine ve ölümcül ısırıklarına rağmen kral kobralar çekingen ve kapalı hayvanlardır, insanlarla karşılaşmaktan mümkün olabildiğince kaçınırlar. Bu tür içinde Naja kaouthia, Russell engereği (Daboia russelii), pama (Bungarus fasciatus) gibi kral kobradan çok daha ölümcül ısırıklara sebep olan yılanlar bulunur.

Myanmar'da kral kobralar sıklıkla kadın yılan oynatıcıları tarfından kullanılır. Oynatıcılar genellikle içinde yılan zehrinin de bulunduğu mürekkeple üç piktogramlı dövme yaptırırlar (bu batıl inanca göre dövme oynatıcıyı yılana karşı korur). Gösterinin sonunda oynatıcı yılanı başının üstünden öper.

 

Üreme

Kral kobra yaklaşık olarak dört yaşına geldiğinde üremeye başlar. Çiftleşme mevsimi Ocak ayıdır. Erkek kral kobralar, birbirleriyle güreşerek dik bir şekilde durmaya çalışırlar.Diğerinin başını yerde tutmayı başaran yılan bu törensel savaşın galibi olur. Bu mücadelenin maksadı çiftleşme ve bölgesel hakların egemenliğine sahip olmaktır. Kral kobralar her yıl çiftleşir. Erkek yılan vücudunu dişinin üzerinde kaydırıp onu cinsel birleşme için ayartır. Dişi yılan spermleri depolayabilir, bu durumda iki üç sene boyunca yeniden çiftleşmesi gerekmez.

Yumurtlamadan önce dişi, dalları, dökülmüş yaprakları ve benzer bitkileri bir araya getirerek yumurtaları için bir yuva inşa eder. Kral kobra bilindiği kadarıyla yuva yapan tek yılandır. Sonuçta yuva basit bir küme veya alt bölümünde dişi ve elli yumurtanın yer aldığı ve üst bölümde yığının yer aldığı ayrıntılı iki sıralı bir yapıdan oluşabilir. Dişi kuluçka dönemi boyunca 60, 80 gün kadar yuva üzerinde kalır, erkek de yavrular ortaya çıkıncaya kadar yuva etrafında kalmaya devam eder. Yeni doğmuş yavrular 45, 50 cm uzunluğundadır ve siyah, beyaz şeritlere sahip olur.Yavruların zehirleri erişkin bir kobranınki kadar güçlüdür.

.

Normalden üç kat daha büyük olan dev yengeçin kıskaçları da insan elinden çok daha büyük.

Dev boyutlardaki yengeç Dorset'te bir dalış turunda Paul Worsley tarafından yakalandı.
Worsley, "Gördüğümde bu kadar büyük olduğuna inanamadım. Daha önce de yengeç gördüm ve yakaladım ancak bu kadar büyüğünü hiç görmedim" diyor.

Dev yengecin şu an ofisinde olduğunu ancak bir kaç gün içinde yemeye hazırlandıklarını kaydeden Worsley,
yengecin neredeyse 10 kişiyi doyurabilecek kadar büyük olduğunu söylüyor.
Dev yengeç çevredeki balıkçıları ve uzmanları da şaşırttı. Dalış botunu kullanan Douglas Lanfear, "Gerçek bir canavar. Kıskaçlarının boyutları gerçekten inanılmaz. Bir insanın parmaklarını rahatlıkla kırabilecek güçte. Bu bölgede bugüne kadar görülen en büyük yengeç" diyor.

<******>
.

Sığırcıkgiller ( Sturnidae ).

Vücut yapısı:          

Yurdumuzda görülen âdi sığırcık (S. vulgaris ) 21 cm'dir . Siyah tüyleri erguvan ve yeşil parıltılıdır. Uzun ve sivri kanatlarıyla iyi uçar

Boy: 21,5 cm AĞIRLIK :80 g Hız: 80km/h

Yaşam alanı: Açık alanlar,parklar ve kentler

Özellikleri: Siyah rengi,sarı gagası ve üreme döneminde belirginleşen özellikleridir. Başka kuşların ötüşünü taklit eder. Kalabalık sürüler halinde korularda ve sazlıklarda geceler.

<****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********>

BİOLOJİSİ VE MORFOLOJİSİ

Yaşadığı yerler: Asya, Avrupa ve Afrika'nın yerlileridir. Şimdi hemen hemen dünyânın her bölgesinde bulunur. Özellikleri: Serçeden iri, uzun gagalı, kara tüylü kuşlar. Sürüler hâlinde gezer. Böcek, tahıl, meyve yer. Çeşitleri: 120 kadar türü vardır. Âdi sığırcık, pembe sığırcık, mino , kurtkıyan meşhurlarıdır. Avlanması yasak

Sığırcıkgiller familyasından, serçeden iri, uzun gagalı, sürü ile gezen, ötücü bir kuş. Asya, Avrupa ve Afrika'dan bütün dünyâya yayılmışlardır. Boyları 18-43 cm arasında değişen yüzden fazla türü vardır.

.Gürültücü kuşlardır. Şehirlerin içlerine kadar girer, binâların çıkıntılarına tünerler. İnsana rahatça alışır, hayvan seslerini taklit ederler.

Açık mavi renkli 3-5 yumurta yumurtlarlar. Kuluçka süresi 11-13 gündür.yavrular 15-17 günde uçarlar Erkek ve dişi sırayla kuluçkaya yatar. Açık yeşilimsi 19-23*26-34 mm ebadında yumurta yapar

 

GÖÇ :

İngiltere'de Sığırcık göçmen değildir fakat Avrupa'nın birçok kesiminde göç eder;

Yaşadıkları yere göre göçmen, gezgin ve kalıcı olanları vardır. Kışın İstanbul ve çevresinde çok görülürler.

BULUNDUĞU YERLER ve YUVASI

Hava alanları,Tarlalarda, park ve ormanlarda ağaçlara veya tabii kovuklara yuva yapar. Uzun gagalarıyla öldürdükleri kuşların yuvalarına da yerleşirler.Ağaç kovuklarında ,duvar yarlardaki yarık ve oyuklarda ,kiremit altlarında yuvalanır.

Yuvasını sap,çalı ve kök parçaları kullanarak yapar.Tahta ve silindir yuvalara kolayca yerleşebilir Tabiatta 50-60 çift büyüklüğünde koloniler halinde yuvalanırlarYuvalar ,ormanda açık ve kesilmiş sahaların çevresine yapılır. Yurdun hemen her yerinde,her türlü arazide bulunur.

BESLENME :

Çekirgeyle beslenenlerin dışında çoğu meyvelere ziyan yaptıklarından çiftçiler tarafından sevilmez

Böcek, salyangoz, tahıl ve meyve yer. Solucan bulmak için gagalarıyla toprakta, delikler açar.

Geniş bir gıda yelpazesine sahip olan sığırcığın yediği böcekler arasında ;

Coleopterlerden : Scarabaeidae ,

Hymenopterlerden : Tenthredinide

Lepidopterlerden : lymantria ve Tortricidae

Besin aramak için yerde sıçrayarak gezer

Kanarya.

    Kuşlar (Aves) sınıfının, gündüz yırtıcıları (Falkoniformes) takımının, atmacalar (Accipitridae) familyasındaki bazı türlere verilen genel addır. Boyları 51-56 cm kadardır. Ergin erkekte sırt kahverengi ve kırmızı alacalıdır. Alın ve ensede beyaz benekler vardır. Kuyruk kahverengi, enine açık kahverengi bantlar taşır. Vücudun altında sarımsı ve beyaz benekler vardır. Fare, köstebek, kurbağa, kertenkele, yılan, kuş ve balıkla beslenirler. Her çeşit ormanda, kışın da tarla ve çayırlarda yaşarlar. Yaşam süreleri 25 yıl kadardır. Kanarya adalarından, Japonya'ya kadar yayılmışlardır. Türkiye'nin güneyinde kışın görülen göçmen, kuzeyinde ise her mevsim görülen
yerli kuşlardır

 

.

Kaz,

     Kuşlar (Aves) sınıfının, ördekler (Anseriformes) takımının, ördekler (Anatidae) familyasındaki bazı türlere verilen genel addır. Boyları ortalama 75 cm, ağırlıkları 3 kg kadardır. Erginlerde alın ve gaga dibi beyaz; vücut tüyleri grimsi kahverengidir. Karın daha açık renkli olup, siyah beneklidir. Ayaklar pembe ya da kırmızı turuncudur. Genellikle bitkisel beslenirler. Bataklık, göl ve sulak çayırlardaki düzlüklerde ya da orta dereceli yüksek yerlerde yaşarlar. Hemen hemen bütün Türkiye'de görülürler.

 

Karga,

Corvus corax

Passeriformes (ötücü kuşlar ) takımınından corvidae familyasının corvus cinsini oluşturan 36 kuş türünün ortak adı

Vücut Yapısı:

Aynı familyanın Pyrrhocorax cinsini oluşturan kuş türü dağ kargasının (alakarga).Parlak renkli uzun kuyrukları 35-40 kadardır..

64-65 santimdir.Kanat uzunluğu 1 m yi geçer. İri Türlerde açılmış kanatların eni 90 santimi bulur. Gagaları ve ayakları kuvvetli ve kalındır..

Biolojisi :

Çirkin bir sesi vardır. En iri birkaç karga türü kuzgun olarak bilinir

Dişi erkekten biraz daha ufaktır.Kış mevsiminde dahi çift olarak yaşar.Eşler genel olarak birbirinden pek uzaklaşmaz.Tek görülen kargalar henüz çiftleşmemiş gençlerdir

Yuvası kayaların yada tırmanılması pek güç ,yüksek bir ağacın üzerindedir.

Bir seferde 4-5 yumurta yapar.Yeşilimsi yüzeyi üzeri kahverengi veya gri beneklidir.

Avlanması serbest

Beslenme:

Hem bitkisel hem hayvansal beslenir.Ekinlerle,yumurtalarla ,sıçan,fare ve tavşan yavrusu gibi avlarla ve leşlerle beslenirler.

Dağılımı :

Türkiye'de tam 10 değişik tür bulunmaktadır. Bu on taneden sekiz tanesi Türkiye'de düzenli olarak görülürken iki tanesinin yalnızca bir kaç kaydı bulunmaktadır: köknar kargası ve çöl kuzgunu

Predatör ,:

Çakır kuşu : yırtıcı atmacalardan biridir. Havada süzülürken 800-1000 m. yukarıdan tavşan yavrularını fark edebilecek kadar keskin gözlere sahiptir.Kargalar sesini duydukarında korkarak kaçarkar .En önemli özelliği avına doğru uçarken çığlık sesleri çıkartmasıdır.Bu kuş için bazen dezavantajdır.Avının kaçmasına neden olur.

Atmaca , Şahin , Doğan

Bulunduğu Yerler:

Havaalanları,Orman,Park,Ekin tarlası,Açık arazi,Fidanlık,Hayvan yetiştirilen yerlerde,kayalık ve ekili ovalarda . Bütün yurtta yıl boyunca orman,koru gibi yerlerde görülür

TÜRKİYEDE GÖRÜLEN TÜRLERİ

Leş ,köknar,ekin,kestane ,dağ kargası…… gibi farklı türleri vardır.

Alakarga – Garrulus Glandarius – Jay

Kargalar arasında saksağanla beraber en az kargaya benzeyen türdür. Kanatlarındaki mavi ve beyaz bölgeler kanat uçlarındaki ve kuyruğundaki siyah bölgelerle kontrast oluşturur. Sonbahar ayları dışında ağaçlık bölgelerin dışına pek çıkmayan alakarga bu dönemde oldukça sık gözükür. Meşe palamutlarının bulunup gömüldüğü bu dönemde alakargaları görmek çok kolaydır. Türkiye'de altı yedi değişik alt türü bulunan alakarganın besinini böcekler, meyveler, yumurtalar ve zaman zaman da diğer kuşların yavruları oluşturur. Genelde çok utangaç olan alakarganın sesi oldukça gürültücüdür.

Sarı gagalı dağ kargası – Pyrrhocorax graculus – Alpine chough

Dağlardaki kayalıklarda üreyen bu kargayı çok yakın akrabası olan kırmızı gagalı dağ kargasından ayırt etmek bir çok durumda zor olabilmektedir. Akrabasına göre kısa gagalı, ince kanatlı, kısa parmaklı, uzun kuyruklu olan sarı gagalı dağ kargasının kuyruğunun ucu da daha yuvarlaktır. Koloniler halinde yüksek bölgelerdeki kayalıklarda üreyen bu tür aynı zamanda akrabası gibi çok sosyal ve oyuncudur. Özellikle süzülme konusunda uzman olan bu hayvanlar inanılmaz akrobatik hareketler sergilerler. Türkiye'de Toroslar ve Kaçkarların yanı sıra Denizli bölgesinde de ürediği tahmin edilmektedir. Kışın daha alçak bölgelerde de gözükür.

Kırmızı Gagalı Dağ Kargası – Pyrrhocorax pyrrhocorax – Chough

Bir çok yönden sarı gagalı akrabasına benzeyen bu tür akrabasından biraz daha iricedir. kırmızı gagasıyla kolayca ayırt edilebilmesine rağmen gençlerde görülen turuncu gaga zaman zaman ayırt etmeyi güçleştirir. Kışın koloniler halinde alçak bölgelere de inen kırmızı gagalı dağ kargası üreme habitatı (yaşam alanı) olarak sarı gagalı ile çok benzeşir. Toroslar , Kaçkarlar ve Güney Doğu Anadolu türün ürediği bölgelerdir. Van Gölü çevresindeki dağlarda 4400 metrede ürediği görülmüştür.

Küçük Karga – Corcus monedula – Jackdaw

Bayağı karga (küçük karga) ; 33 cm uzunluğunda ,ensesi ve yanakları boz öbür bölümleri siyahtır.Koloni halinde ağaç kavuklarında ,kayalıklarda yüksek binaların çatısında ürer.Türkiye ‘ nin her yerinde bulunur.Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinin sahil kısımları dışında hemen her yerde bulunur. Kargalar ailesindeki en küçük türlerden biridir. Bir çok habitatta bulunabilir. Üremek için ağaç delikleri, kayalıklar, büyük binalar ve büyük taşların aralarını seçer. Şehirlerde de görülür. Ensesindeki ve yanaklarındaki grimsi açıklıkla ve açık renk gözleriyle diğer kargalardan ayrılır. Uçarken çok belli olmayan parmakları ve hızlı kanat çırpışı önemli noktalardır. Seside diğer kargalardan farklı olan küçük karganın karıştırıldığı türlerin başında Orta Anadolu'da beraber görüldüğü ekin kargası gelir.

Ekin Kargası – Corvus frugilegus – Rook

Ekin kargası ;( Corvus frugilegus ) ;Gaganın dibi çıplak olur.Siyah tüylü yada koyu boz renkli kanatlıdır. Gezici ve ötücü Kuş tohumları yediği için tarlalara zararlıdır.Adından da anlaşılacağı gibi ekinlerle arası iyi olan bu türün en ayırt edici özelliği uzun, güçlü ve gri renkli gagası ile gaganın kafayla birleştiği yerdeki griliktir. Diğer kargalardan dış görünüş olarak bir farkı da kafasının yuvarlak değil sivri olmasıdır. Uçarken parmakları kolayca belli olan ekin kargasını küçük kargadan ayırt etmek zaman zaman güç olabilmektedir. Gagadaki siyahlığın görülmediği genç bireylerin tanımlanması güçlük doğurabilir. Orta ve Doğu Anadolu türün düzenli olarak görüldüğü bölgelerdir. Üremek için bozkır ve ekili alan yakınlarındaki ağaçları seçer ve kalabalık sayılardan oluşan koloniler kurar.

Leş Kargası – Corvus corone cornix – Hooded Crow

İstanbulluların yakından tanıdığı leş kargasının ayırt edilmesi vücudunda bulunan gri bölge sayesinde oldukça kolaydır. Ekin kargasıyla aynı boyda olan leş kargasının gagası ekin kargasınınkine benzemez. Diğer kargalar gibi koloni yapmayan leş kargalarını aileler halinde görmek mümkündür. Ankara'da çok az rastlanan bu tür Orta Anadolu bozkırlarında ve Akdeniz kıyılarında zaman zaman görülmez.

Kuzgun – Corvus Corax – Raven

Kargaların en zekisi ve kuşçular arasında en meşhur ve popüler olanıdır. İri vücudu, iri gagası, büyük kanatları, baklava şeklindeki kuyruğu tanınmasında önemli rol oynar. Genelde dağlık bölgelerde yaşamayı seçen kuzgun uygun olduğu taktirde hemen her yerde görülebilir. İnsanlardan uzak durmayı tercih eden bu kuş koloniler halinde yaşamayı çok fazla tercih etmez. Yalnızca, üremeyen gençlerin koloniler halinde gezdikleri bilinmektedir

Saksağan,

SAKSAĞAN ( Magpie ) Pica pica

Passeriformes (ötücü kuşlar) takımının Corvidae (kargagiller familyasından uzun kuyruklu parlak renkli kuşların ortak adı

Vücut yapısı:

En iyi bilinen türü Pica pica (bayağı saksağan) 45-48 santim uzunluğunda dır.Bunun 26 santimi kuyruktur.

Saksağanların oldukça kuvvetli ,kavisli bir gagası ,kısa ve yuvarlanmış kanatları vücudundan uzun bir kuyruğu ve çok kere madeni parıltılı siyah ve beyaz tüyleri vardır. Uzun kuyruğu yeşil renkte ve mavi uçludur.

Bulunduğu yerler ve Morfolojisi

Ağaçlık yada çalılık yerlerde tarlalarda kırsal yerleşimlerin çevresinde yaşar. Ağaçların bulunduğu açık arazilerde ve vadilerde yaşamayı tercih eden saksağan sık ve dik ormanlarda genellikle gözükmez.Yuvasını yüksek ağaçlara yada emniyetli alçak çalıların arasına yapar.Yuvasını çamurla sıvadığı dal parçalarından yapar. Bir kerede 6-8 yumurta yumurtlar.Yumurtalar yeşilimsi veya beyazımsı zemin üzerinde kahvemsi noktalıdır. Türkiye'nin yerli kuşları arasındandır. Bulduğu parlak eşyaları yuvasına taşır.Yurdumuzun her yerinde görülen bu kuşun avı serbest.

Beslenme :

Böcekleri ,öbür küçük omurgasızları ,yumurtaları,tohumları ve yeni ölmüş hayvanları yiyerek beslenir.

Papağan,

Kuşlar (Aves) sınıfının, papağanlar (Psittaciformes) takımındaki türlere verilen genel addır. Güney Yarım Küre'deki Pantropik bölgede, ılıman kuşakta yaygın olan; genellikle ağaçlarda, nadiren zeminde yaşayan kuşlardır. Başları
büyüktür. Üst gaganın ucu kıvrıktır ve alt gaga daha kısadır. Kuşlar içinde beyin organizasyonu en çok bu hayvanlarda
gelişmiştir. Bu nedenle birçoğu insan ve kuş sesini taklit edebilir. Renkleri çok güzeldir. Çekirdek yiyenler, ot tohumu
yiyenler, meyve yiyenler, bitki öz suyu yalayanlar, polen yiyenler gibi gruplara ayrılırlar. Taşıdıkları bir virüs nedeniyle
insanlara hastalık bulaştırırlar.

Leylek,

Kuşlar (Aves) sınıfının, leylekgiller (Ciconiiformes) takımının, leylekler (Ciconidae) familyasındaki türlere verilen genel addır. Boyları 110 cm, ağırlıkları 5 kg kadardır. Vücutları beyaz, yalnız uçma tüyleri siyahtır. Gaga, bacaklar ve ayaklar kırmızıdır. Vücut tüyleri yeşilimsi siyah, yalnız karınları beyazdır. Bataklıklar, sulu çayırlar ve seyrek ağaçlı sulak yerlerde yaşarlar. Gezerek besin alırlar. Yavrularına ıslak besin verirler. Yuvalarını ağaçlar ve damlar (bacalar) üzerine yaparlar. Sürüler hâlinde göç ederler. Sadece yaz mevsiminde ülkemizde görülürler. Kışın Afrika'ya göç ederler. Yaşam süreleri 20 yıl kadardır. Kutuplar dışında tüm
dünyaya yayılmışlardır.

Martı,

MARTI( Gull )

Larus ridibundus

Charadriiformes takımının Laridae familyasının Larinae alt familyasını oluşturan 45 deniz kuşu türünün ortak adı.Kuzey yarım kürede üreyen en yaygın deniz kuşlarıdır.

Vücut yapısı:

Martıgillerin en iri üyelerinden biridir. Orta irilikte kuşlardır .56-66 santim uzunluğundadırlar.Açılmış kanatlarının eni de 150 santimi bulur.Uçuş hızı ise 55-56 kilometreyi bulur.

Vücutları dolgun,boyunları kısa,başları oldukça iridir.Gagaları güçlü ve kıvrık uçludur.Bazı türlerin gagasında renkli bir benek vardır.Kanat desenlerinin yanı sıra bacak ve gaga rengine bakarak tür ayrımı yapılabilir. Renkleri genellikle beyazdır.fakat sırtlarında ve kanatlarının üst yüzünde siyahlıklar ve grilikler bulunur.Erişkin martıların çoğu boz yada beyaz renktedir. Kışın tüyleri benekli yada kırçıl olmasına karşın üreme mevsiminde başları tümüyle beyaz,siyah,boz yada kahverengidir.

Morfolojisi:

Martı türü kuşlarda gaganın biçimi beslenme özelliklerine bağlı olarak türden türe değişiklik gösterir. Örneğin martıların ve özellikle yırtıcı martıların kanca uçlu gagaları, yakalayıp koparmaya elverişlidir. Bazı türlerin, örneğin Atlas Okyanusu kıyılarında yaşayan denizpapağanı ile aksumru denen kuşların gagası birkaç balık taşırken, dalıp yeniden balık avlayabilecekleri bir yapıya sahiptir. Bu takımın üyelerinin ilginç bir özelliği de tuzlu su içebilmeleridir. Kanlarındaki iyon dengesini böbrekleri ve gözlerinin üstündeki oyuklarda bulunan özel tuz bezleri sağlar. Bu bezler tuzlu salgıyı burun deliklerine açılan bir kanala boşaltırlar. Pek az türleri karalardan fazlaca uzaklaşır.Bu yüzden martı görmek eskiden beri gemiciler için karanın yakın olduğu anlamına gelir Renkleri genellikle beyazdır.fakat sırtlarında ve kanatlarının üst yüzünde siyahlıklar ve grilikler bulunur.Erişkin martıların çoğu boz yada beyaz renktedir.

Martıların yavrularını ,kıyılardaki sarp kayalıkların arasına yaparlar.İçini yosunlarla örterler. Kalabalık koloniler halinde yuva yaparlar.Yosunla örtülü yuvaya bol işaretli (lekeli) 3 yumurta bırakırlar

Beslenme :

Martılar kumsallarda dolaşan böcek,yumuşakça ve kabuklularla,yeni sürülmüş tarlalarda buldukları solucan ve küçük omurgasızlarla ,gemilerden atılan yada kıyılardaki çöpler ile ve avladıkları balıklarla beslenirler.Büyük türleri kuş yumurtası ve yavrusu ile de beslenir.

Adi martı ,büyük kara başlı martı ,yırtıcı martı…. Olmak üzere bir sürü türü vardır.

TÜRKİYEDE BULUNAN TÜRLERİ:

Ada martısı ( Larus ovdoinii )
Koloniler halnide kayalık uçurumlarda ve kıyıdan uzak adalarda görülürler. Yüksekliği deniz düzeyinde yakın yerlerden 1000 m' ye kadar; kayalık alanlarda %85 çalılıklarla kaplı alanlara; tamamen düz alanlardan 90 derece dik yamaçlara kadar değişik habitatları kullanırlar. Birkaç çiftten binlerce çifte kadar değişen kolonilerle ürerler, üreme alanlarında orta düzeydeki bitki örtüsünü tercih ederler. Bu yavruları sıcaktan ve yırtıcılardan korur.

Yumurtlama dönemi Nisan'ın ikinci yarısından Mayıs başına kadar sürer. Temmuzun ilk iki haftasında yavrular yumurtadan çıkar. Genellikle 2-3 yumurta yumurtlar. Kuluçka süresi 4 haftadır.

Ada Martısı

Yurdun bütün kıyılar ve yakın kayalıklarda

Avlanması yasak

Balıklar, küçük memeliler, eklem bacaklılar, kuşlar ve bitkilerle beslenir. Tüm Akdeniz' de 15 bin çift olduğu sanılıyor. Türkiye' nin Akdeniz kıyılarında 30-50 çift olduğu tahmin ediliyor. Mersin-Silifke arasında 30 çift kaydedilmiştir

Bayağı martı; ( Carus argentatus ) en yaygın martı türüdür.Kantları ve sırtı boz öbür bölümleri beyazımsı,gagası sarıdır.Bacakları bazı alt türlerinde sarı,bazılarında pembedir.Uzunluğu 56 cm ye ulaşır.Türkiye de en yaygın martı türüdür.İç ve doğu A nadolu bölgelerindeki göllerde ve deniz kıyılarında ürer.

Büyük Martı

Yurdun bütün kıyıları ve yakın kayalıklarda

Avı kısıtlı

Karabaş martı ;(L. ridibundus )36 cm uzunluğunda dır.Yaz aylarında koyu kahve rengi olan başı kışı beyazdır.Türkiye de bütün kıyı bölgelerinde ve iç bölgelerin göllerinde ürerler.

İnce gagalı martı(L. genei ) ;40 cm uzunluğunda Türkiyede iç anadolunun sulak alanında ürer.

Karabaş Martı

Deniz,göl,bataklıklarda (her bölgede)

Avı kısıtlı

Küçük martı (L. minutus ) Uzunluğu 28 cm ‘ dir .Başı yazın siyahtır. Türkiyede yazın az sayıda ürer.

Kara sırtlı martı (L. fuscus ) 53 cm uzunluğunda bayağı marıya benzer ama kanatlarının üstü ve sırtının siyah olmasından ondan ayrılır.

Gümüş Martı - Larus cachinnans - Yellow - legged Gull

BULUNDUĞU YERLER:

Havaalanları,Deniz kıyıları,sahil kesimleri,Denize yakın yerleşim alanları

MARTILAR ÜZERİNDE YAPILAN DENEME :

Göçün öğrenmeyle olan bağlantısı hakkındaki en ilginç deneylerden biri ise Kuzey Gümüş Martısı ( Larus argentatus ) ve Kara Sırtlı Martılarla ( Larus fuscus ) 1970 yılında yapılmıştır. Göç etmeyen Kuzey Gümüş Martılarının yumurtalarıyla göçmen Kara Sırtlı Martıların yumurtaları değiştirilmiş böylelikle yaklaşık 900 yavru yanlış ebeveynler tarafından büyütülmüş ve halkalanan yavruların göç hareketleri izlenmiştir. Kuzey Gümüş Martısı yavruları göçmen ebeveyinlerini takip ederek Fransa ve İspanya'ya göç etmiş, Kara Sırtlı Martılarsa göç zamanı ebeveynlerinin İngiltere'de kalmasına rağmen göç etmişlerdir. Bu deney göç etme güdüsüne sahip olmak kadar ögrenmenin de göç etmeye neden olabileceğini göstermiştir.


.

« Önceki ::