Nature dergisinde yayımlanan araştırmalara göre, Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesinin (NASA) 1977’de güneş sisteminin ötesine gönderdiği sondaların çizdiği görüntü, astronomları şaşkınlığa uğrattı.
Kuzeye yollanan Voyager-1 ile güneye giden Voyager-2’nin seyahatleri, galaksinin dışından bakıldığında güneş sisteminin, astronomların uzun zamandır zannettikleri gibi dairesel olmadığını gösterdi. Bu duruma çok şaşıran astronomlar, şimdi güneş sisteminin görünüşüne dair modellerini değiştirmek zorunda kalacak.
NASA’nın Goddart Uzay Uçuş Merkezinden Leonard Burlaga, eskiden sistemin simetrik olduğunu zannettiklerini belirterek, “Sanki bir el içeri itmiş gibi duruyor” dedi.
Bu itilmiş gibi durumun, Samanyolundaki yıldız sistemlerinin arasındaki manyetik alandan kaynaklandığı belirtildi.
.
NASA'nın Kızıl Gezegen'in yörüngesindeki uzay aracı Mars Explorer Spirit'in çektiği görüntülerdeki 'gülen yüz' görenleri hayrete düşürüyor.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nin robotu Spirit'in 10 gün önce Mars yüzeyinde 'yürüyen' bir insana benzer figürü görüntülemesinin ardından, bu kez 'gülen yüzü' andıran şekil, yörünge aracının bir kratere odaklanmasıyla ortaya çıktı.
NASA'nın Mars'ta hayat izleri aramak üzere gönderdiği Spirit adlı keşif aracının geçtiği görüntü uzmanları şaşkına çevirdi.
|
Genetik Mühendisliği yoluyla zenginleştirilmiş bitkiler, gelecekte Dünya yörüngesinde üretilebilecek. Genetik Mühendisliği yoluyla hücre çekirdeğindeki kromozomlara yeni genler eklenerek, ya da çıkartılarak ürettikleri maddeler değiştirilebiliyor. Besin sanayisinde biyoteknoloji uzmanları, yeni genleri bitkilere genellikle ‘’patojen’’ denen hastalık yapıcı bakteriler yoluyla iletiyorlar. ABD’deki çiftçiler, bu teknikle daha da zenginleştirilmiş soya fasulyesi ekip biçiyorlar. Yalnız bu çok kolay olmuyor çünkü bu bitkinin hücreleri, yabancı genler kabul etme konusunda olağanüstü isteksiz.
Bakteriler ağırlıksız ortamda daha iyi hareket ettiklerini okuyan bir araştırmacının aklına parlak bir düşünce gelmiş. Çünkü, bakteriler, bitki hücresine, zar yüzeyine yapışıp salgıladıkları bir protein aracılığıyla girebiliyorlar. Araştırmacı Vierling, Discovery uzay mekiğine 29 Ekim 1998’de 1000 tane soya çekirdeği koydurmuş. Mekik seferindeki astronot John Glenn soya fasulyelerinin üzerine, hücreleri kırmızıya boyayan bir gen eklenmiş bakteriler içeren sıvı sürmüş. Seferin sonunda araştırmacılar, hücreleri mikroskopla inceleyerek kaç tanesinin boyandığını saptamışlar. Görülmüş ki, soya fasulyelerine giren yeni gen, yeryüzünde gerçekleştirebileceğinden 10 kat fazla.
Evrende, herhangi bir galaksinin, yıldızın ve karanlık maddenin dahi bulunmadığı dev bir boşluk keşfedilmiş.
Keşfi yapan Minnesota Üniversitesi'nde araştırma ekibinin bildiğine göre söz konusu boşluk, Dünya'dan 1 milyar ışıkyılı uzaklıkta bulunuyor.
Ekip, Wilkinson Mikrodalga Anisotropi Araştırma uydusuyla evrendeki soğuk bir nokta üzerinde araştırma yaparken bu boşlukla karşılaşmışlar.
Araştırma ekibi, bu dev boşluğun neden orada bulunduğu konusunda bir fikir sahibi olmadıklarını belirtmişler.
.


